Hicret Ve Fetih´in Manasını Unuttuk
Tarih: 6.9.2017 10:35:22
Arif AĞIRBAŞ

Tarihe göz attığımızda, gerek asr-ı saadet döneminde olsun gerekse ecdadımızda olsun, yapmış oldukları hicret, göç veya seferlerde tek bir amaç güdülmüştür. Bu amaç ise Allah´ın kelamı ve Tevhid inancı olmuştur. Hicret edilen veya fethedilen bölgelere baktığımızda, ya hala İslam topraklarıdır ya da hala İslam´ın izlerini taşımaktadır. Neye niyet edilmişse o olmuştur.

Avrupa´ya göçün 50. yılını yaşadığımız bu günlerde İslam dinine bir hayli hizmet edenler olmuşsa da, ümit edilen durumun çok uzağında olduğumuzu görebiliyoruz.

En basit bir misalle ifade etmemiz gerekirse, dinimizi Avrupalılara (gayr-i müslimlere) anlatamamışız. En azından bunu aşırı bir şekilde ihmal etmişiz ki, gayr-i Müslimler İslamiyet´i medya´dan ya da dinini yaşamayan Müslümanlardan görmüşlerdir. Bu da tabii ki karşılıklı yanlış anlamalara yol açmıştır.

Bu sahada zamanında yerimizi almadığımızdan asırlardır dinimizi „Hayır sizin bildiğiniz gibi değil, aslında İslamiyet şöyle iyidir böyle iyidir“ diyerek savunmaya geçmek durumundayız. Çünkü boş kalan bu saha, batılılar ve İslamiyet düşmanlarından doldurulmuştur. Bize kalan, bir suçlunun kendini mahkemede savunması gibi olmuştur.

Peki, Müslümanların durumu farklı mı? Avrupa´da yaşayan bir âlim kişi yok. Varsa da, Avrupa dilini bilmemektedir. Yani; ya dil bilir dini bilmez, ya da dini bilir dil bilmez. 1. ve 2. kuşak da en büyük eksiklik zaten dil olmuştur. Biraz dil bilenler ise, tercümelerini yaparken, dini terimleri bilmediğinden eksik veya yanlış tercüme ettikleri de olmuştur.
„Aman ne var bunda, zararı olmaz“ diyenler yüzünden dinimiz hep eksik ya da yanlış anlatılmıştır. Burada bir misal vermek istiyorum. Asırlardır gayr-i Müslimlere (Almanlara) „namazı” anlatmak için kullanılan kelime anlamı „Dua“ olmuştur. Almana göre bizim dua edişimiz, hem ayakta hem otururken hem secdeye inmekledir. Biz namazdan bahsediyoruz ama anlattığımız şey ise dua etmektir. Bu yanlışlık önemli bir yanlışlık mı, değil mi, siz karar verin.

Şimdiki 3. ve 4. nesilden bahsedecek olursak, aralarında eskiye nazaran daha eğitimli gençler olmaları ve batı dillerini daha iyi konuşmalarına rağmen, ilgi alanları çok farklı olduğu için, dini tebliğ edecek ve doğru anlatabilecek eleman eksikliği hala yaşanmaktadır. Sebebi mi? Başlarda söylediğimiz gibi, amaç Tevhid değil, amaç ilay-ı Kelimetullah değil de, ondan.

 

Yapılan yanlışlıklardan biri de Müslüman cemaatlerinin birbirleriyle didişip, şucu ve buculukla uğraşması olmuştur. Asırlardır süregelen ithamlar, birbirinden uzak durup bir birliğin sağlanmaması, Müslümanların sağlam bir temele kavuşmadığının sebeplerinden biridir. Kimisi parti cemaatleridir diye kabullenilmedi kimisi de aynı görüşte olmadıkları için. Kısmen bu durum bugün hala böyledir.

Hal böyle iken, gelecek nesilleri yetiştireceğimiz yerde, dünya malı peşine koşmakla, kendi kabuğuna çekilmekle ve „zararın neresinden dönsen kar´dır“ düşüncesi ile bir türlü bir çalışmaya girmemekte ısrar ediliyor. Artık günden güne İslam´dan uzaklaşmış, milli ve manevi değer tanımayan bir insan haline geldik.

Peki, tüm bu yanlışlıkların bedeli ne oldu?

Yaklaşık 4-5 yıldır bir “Müslüman olma” modası türemiştir. Sözde Müslümanlığı seçen bazı alman kadın ve erkekler, bazı dernekler kurup bunların çatısı altında, “Almanya´da liberal İslam” adı altında günden güne büyüyorlar. Özellikle Facebook gibi sanal ortamlarda faaliyet gösteren bu liberaller, İslamiyet´in getirdiği birçok değerlere farklı anlamlar veriyorlar ve adeta bir reformun peşinde oldukları görünüyor. Peygamber Efendimizin (sav) sünnetini neredeyse inkâr ettikleri açıkça görünüyor ve bir sürü kaynağı belli olan Hadisi Şerifleri inkâr edip, zayıf ve uydurma hadis diye şimdiye kadar doğru bilinen konulara farklı manalar vermektedirler. Alman Üniversitelerinde “İslam bilimi” bölümünü bitirmiş olduklarından ortaya attıkları fikirler Alman devleti ve yeni müslüman olanlar tarafından rağbet görmeyi sağlıyor. Bu bilim dalında şuurlu Müslümanlar tarafından dolmuş olsa idi bu durum böyle olmazdı. Ama dediğimiz gibi. Amaç Tevhid değil idi.


Bir diğer tehlike de „Vehhabiler“ tarafından oluşuyor. Kendilerini selefi diye adlandıran bu grup, özellikle Türkçesi zayıf olan Türk Gençlerini hedef olarak almaktadırlar. Çünkü bu gençler, Almanya´da doğup büyümüş olduklarından dolayı Türkçeleri bir hayli zayıf olan gençlerdir. Evde ve çevrede sadece almanca konuşan gençler, Vehhabilerin tuzaklarına kapılmış gidiyor. Zira bu grup, almanca konuşuyor. Hutbelerini Almanca okuyorlar. Vehhabi zihniyetli oldukları için toplanılan gençleri ecdatlarına düşman olarak yetiştirdiklerini görüyoruz. Hangi Müslüman Türk cemaati olursa olsun, onları yanlış yolda olduklarını gösterip bunların hepsinin bidat ehli olduğunu ve bir kısmının şirke saplandığını anlatmaktadırlar. Bu grubun en büyük düşmanı ise Tasavvuf´tur. Tasavvufta ilah-i aşk ve teslimiyete önem verildiğinden dolayı bunu düşman olarak göstermeliler ki, gençler buna kapılmasın.

Baştan beri eksikliklerimizin olduğu Avrupa´da, boşlukları hep başkaları doldurmuş bizleri de hep müdafaaya zorlamıştır. Şimdi hangisiyle uğraşalım değil mi? Bu tuzaklara kaptırılan gençleri çıkarmakla mı? Dinimizi bilerek yanlış anlatan zümre´ye karşı mücadele ile mi?
Bunların hepsi çok önemli konulardır. Ta başlardan beri bu tip konuları önemsemeyip geldiğimiz noktadaki durumumuzu ciddi bir şekilde gözden geçirmezsek, bundan daha da kötü durumlara yol açar meydan veririz.

Fethettiği ülkeleri 3–5 sene de müslüman yapan bir ecdadın torunları olarak 50 yıldır Avrupa´da %10´una bile İslam´ı tebliğ edebildik?
Komşumuza bile dinimizi anlatmaya çekinen bir müslüman olarak, hangi yüzle mahşerde efendimizin yüzüne bakacağız bilemiyorum. Allah için bir tokat yemeyi bırakın yüksek sesle Allah diyemeyen bir müslüman haline geldik.

Ey Avrupa Müslümanları! Sizler işçi çocukluğunu mu kabulleneceksiniz yoksa sultan torunu olmaya mı? Dinimize sahip çıkalım ve haddimizi bilelim. Yoksa Kader bize haddimizi bildirecek bu da acı olacak. Dünyada iken kendimize çeki düzen verelim ki, iki cihanda rahat edelim. Aksi takdirde dünya rahatlığını seçtiğimiz için hafazanallah şu ayeti kerime bizden bahseder:

„Kim ahiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.“ (Şura suresi; ayet 20)

Anahtar Kelimeler: Hicret, Fetih, Manasını, Unuttuk
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Tesbih hırsızlığı (11 Ekim 2017 - Çarşamba)
Aşure Günü Hasebi ile (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Peygamber Efendimiz ve Hayvanlar (15 Eylül 2017 - Cuma)
Kurbanda Neyi Kurban Ediyoruz? (18 Ağustos 2017 - Cuma)
MEKKE GÖNÜLLER İLE BİRLİKTE FETHEDİLDİ (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
Sosyal Medya Ahlakı (09 Temmuz 2017 - Pazar)
Anlamı yitirilen kelimeler (16 Haziran 2017 - Cuma)
Almanya´nın Utanç Vesikası (09 Haziran 2017 - Cuma)
OSMANLIDA RAMAZAN (04 Haziran 2017 - Pazar)
Dostumuz bu ise düşmanımız ne yapmaz? (25 Mayıs 2017 - Perşembe)
ALMANYA´NIN DEMOKRASİ KARNESİ (28 Nisan 2017 - Cuma)
ALMANYA NEDEN DITIB´E SAVAŞ AÇTI (07 Mart 2017 - Salı)
Yalan haber yasak, Türkiye´ye atış serbest (21 Aralık 2016 - Çarşamba)
Avrupa Terör Birliği (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
Almanya Okullarında İslam Düşmanlığı (07 Kasım 2016 - Pazartesi)
Avrupa´da Müslüman olmak (10 Ekim 2016 - Pazartesi)
Almanya´da ilk Türkler (17 Eylül 2016 - Cumartesi)
Avrupa´nın Türkiye Çıkarması (02 Eylül 2016 - Cuma)
Türklere Aptal diye hitap eden Türk Boksörü (17 Ağustos 2016 - Çarşamba)
Sayfa:
Serdar Nalcı
Serdar Nalcı
Bleaching (Diş Beyazlatma)
Erdal Bayraktar
Erdal Bayraktar
İnegöl´ün Milyar Dolarlık Hazineleri
Uğur Bayram
Uğur Bayram
BİR ELİNDE VİSKİ BARDAĞI DİĞER ELİNDE TÜRK BAYRAĞI
Turhan Şahin
Turhan Şahin
ÇANAKKALE SAVAŞINDA İKİ İNEGÖL´LÜ
CİHAT DÜNDAR
CİHAT DÜNDAR
AĞIR SUÇA SIKI CEZA-2
Melike Çalışkan
Melike Çalışkan
OKULA ADAPTASYONU HIZLANDIRMAK MÜMKÜN
İBRAHİM ÇOBAN
İBRAHİM ÇOBAN
Yeni Fuar Merkezi heyecanı
NİDA ALTUN
NİDA ALTUN
ERKEKLERE
MAHMUT ÇİL
MAHMUT ÇİL
BAŞDÖNDÜREN GÜNDEM
 NURİ TULUM
NURİ TULUM
Dr. EMİN ACAR BEYE TÜRBE
CEM HIZLI
CEM HIZLI
Grip iseniz bol sıvı tüketin
CUMA ALİ YÜREKLİ
CUMA ALİ YÜREKLİ
“İNEGÖL İL OLMALI MI?”
Vedat Baykay
Vedat Baykay
ALİNUR BAŞKAN OLDU BÜYÜK BAŞKAN
F.Zeynep EROL
F.Zeynep EROL
Değerlerimiz “Verilen Sözü Yerine Getirmek “
Erhan BİLİCAN
Erhan BİLİCAN
HASTANELERDE SEZARYEN ÇILGINLIĞI
ORHAN GÜNEŞ
ORHAN GÜNEŞ
SANAL ALEMİN GETİRDİKLERİ
METİN AYDIN
METİN AYDIN
LEJYONERLER DEĞİL, İSTEYENLER KAZANDI
Serkan Arslan
Serkan Arslan
SAĞLIKLI OLMAK İÇİN ÖNERİLER
Arif AĞIRBAŞ
Arif AĞIRBAŞ
Biz Seni Âlemlere Rahmet Olarak Gönderdik
Tolga Bahadır Şimşek
Tolga Bahadır Şimşek
DÖNEM SONU ENVANTERİ
ÖZDEN SUVAT
ÖZDEN SUVAT
DERBİ GENÇLERGÜCÜ´NÜN
Cihat Sevinç
Cihat Sevinç
PERDENİN ARKASINDA NE VAR
Emre Türk
Emre Türk
Gül Bahçesine Giren Gül Kokar
Yasemin Bağoğlu
Yasemin Bağoğlu
MEDYA VE ALGI YÖNETİMİ
Enes Kara
Enes Kara
SOSYAL MEDYA VE NAZAR DEĞMESİ
Latif Sobot
Latif Sobot
KÂBE´DE Kİ GENÇLER BİZİZ
Ferit AYBAR
Ferit AYBAR
BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA ...
Şevket BOYRAT
Şevket BOYRAT
ALLAH KALPLERİ NİÇİN MÜHÜRLER?
Orhan Atan
Orhan Atan
İNEGÖLSPOR KASTAMONU´DAN ŞEN DÖNDÜ
Sadullah Organ
Sadullah Organ
ÜÇÜNCÜ DEPLASMAN ZAFERİNE ALKIŞ
Oya BİÇİCİ
Oya BİÇİCİ
HAFIZAMIZ OLMASAYDI…..
Ziya Polat
Ziya Polat
KAPİTALİZM´İN ÜVEY EVLADI ZORUNLU SİGORTA
Ergün ÇAĞLAR
Ergün ÇAĞLAR
BİR REFERANDUM´DAN KISA ÖZET
Dursun Öztürkoğlu
Dursun Öztürkoğlu
MEDENİYETLER ÇATIŞMASI
 Bülent Levent
Bülent Levent
MAHKEMEYE GİTMEDEN ÖNCE ARABULUCUYA GİDİLECEK
bekir hamlakay
bekir hamlakay
Doğaseverlerin ‘Kar’ Keyfi
DOLAR
3.8792
EURO
4.5760
Bursa Hava Durumu
Bugün
Sağanak
12°
Pazartesi
Sağanak
-2°
Salı
Parçalı bulutlu
10°
-2°
Çarşamba
Parçalı bulutlu
11°
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bursa için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:02 07:44 12:59 15:35 17:55 19:24