Çin’e yüzde 34, Hindistan’a yüzde 27, Vietnam’a yüzde 46 oranında ek vergi uygulanırken, Türkiye için bu oran yüzde 10 seviyesinde belirlendi.
Türkiye’nin mevcut konumunu koruyabilmesi için stratejik adımlar atması gerektiğini belirtti konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Asset GLI Mevzuat Direktörü Önal Yılmaz, "ABD’nin aldığı bu karar ilk bakışta Türkiye için bir avantaj gibi görünse de, gerçekte dikkatle yönetilmesi gereken bir süreçtir. Çin ve Vietnam gibi ülkeler, büyük ölçekli üretimleri ve devlet destekleriyle bu vergi farkını hızla kapatabilecek güce sahip. Türkiye’nin bu süreçte rekabet avantajını koruyabilmesi için etkin bir dış ticaret stratejisi izlemesi şart" dedi.
Türkiye’nin küresel rekabette izleyeceği yol konusunda da değerlendirmelerde bulunarak düşük vergi avantajını uzun vadeye yayabilmesi için kritik önerilerini belirten Yılmaz, "Türkiye, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği avantajına ve kaliteli üretim kapasitesine sahip olsa da, lojistik maliyetlerdeki artış, yüksek enerji fiyatları ve kur dalgalanmaları nedeniyle rekabet gücünü sürdürebilmek adına hızlı aksiyon almak zorunda. Öncelikle, ABD ile Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri yeniden gündeme alınmalı. Bunun yanı sıra, ABD pazarında güçlü bir dağıtım ve lojistik ağı oluşturulmalı. Türkiye’nin kaliteli üretim gücünü öne çıkararak katma değerli ve inovatif ürünlere odaklanması gerekiyor. Ayrıca, gümrük, lojistik ve finansman destekleri artırılmalı ki ihracatçılar bu süreci avantajlı şekilde yönetebilsin" diye konuştu.
Ticaret Bakanlığı’nın ABD ile belirlediği 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda yürütülen müzakerelerin kritik bir eşikte olduğunu belirten Yılmaz, devlet ve özel sektör iş birliğinin gerekliliğine dikkat çekerek, "Diplomatik girişimler mutlaka özel sektör temsilcilerinin de katılımıyla güçlendirilmeli. Aksi halde, Türkiye sadece ABD değil, diğer küresel pazarlarda da rekabet sıralamasında geriye düşebilir" şeklinde konuştu. Son olarak Türkiye’nin kaliteli üretim gücüyle küresel ticarette güçlü bir oyuncu olabileceğini vurgulayan Önal Yılmaz, bu sürecin etkin yönetilmemesi halinde ihracat gelirlerinde düşüş, istihdamda daralma ve üretim kapasitesinde atıl kalma gibi risklerin ortaya çıkabileceğini belirtti.