Biz millet olarak duvarlara yazı yazmayı gelenek haline getirmişiz. İlkokul bir-iki derken eli kalem tutan her çocuk ve genç duvarları adeta yazı tahtası haline dönüştürür. Biraz daha aşama kaydeden Lise çağında ise çıtayı daha da yükselterek siyasi yazılar ve sloganlarla duvarları adeta bir ilan tahtası haline getirirler.
12 Eylül gibi demokrasiye vurulan acı darbe ile bir müddet duvarlar biraz nefes alır.
Aradan geçen birkaç yıl sonra darbe sonrası siyasi yasakların ortadan kalkması ile bu defa büyüklerimiz tarafından kullanılan siyasi yazı ve afişler ile duvarlar tekrar eski yazı tahtası haline dönüşür. Bir müddet siyasi içerikli yazı ve afişleri üzerinde barındıran duvarlar, seçim sonrası derin bir nefes alarak kirlenmiş yüzünü yağmurlar ve insanlar tarafından bu yazılar temizlenir. Bu temizlik sonrası zavallı duvarlar derin bir nefes alır.
Aradan geçen zaman sonrası yine gençlerin yazboz tahtası haline gelen duvarlar bu defa ne bir siyasi amaçlı yazıya nede bir afişe ev sahipliği etmemektedir. Sevdalısına açılıp aşkını söyleyemeyen gençler aşklarını ve sevgilerini duvarlar aracılığı ile ilan etme yolunu seçer ve duvarlar yine kirlenmeye mahkûm olur.
Böylesine bir kısır döngü içinde duvarların kötü kaderi sürüp gider…
Kurtuluş savaşı döneminde ülkemiz de savaşın çirkin yüzüne tanık olduğumuz Doğu bölgelerimizde yaşanan Ermeni soy kırımını da burada belirtmek istiyorum:
Ermeni Taşnak örgütü tarafından katledilen insanlarımızın bir bölümü de Kars İstasyon Mahallesi civarında büyük bir eve doldurulan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar bu Ermeni örgütü tarafından yakılarak şehit edilmiştir. Bu binanın yıkık yerlerinin yanı sıra duvarlarında yanan insanların zifte benzer siyahlığı benim zamanımda hala durmaktaydı.
Evet, duvarların ve duvarlarımızın öyküsü asla bitmez. Atilla İlhana şiirinde konu olur, çocuklar duvarlara çizikler atar ya da bir siyasi yazılar için materyal olur. Aşıklara güzel sözlü sevgi mesajı bildirir.
Duvarlarımızın dili yok ki o da kendisini anlatıp içini döksün. Kirlenen ve kirletilen yüzü için birkaç kelimede o etsin.
Duvar olmanın kaderi böyle belki ama neticede onunda görevi böyle devam edip gidecek!