Eskiden bayram havası her eve yayılırdı. Çocuklar bayramlıklarını uyumadan önce başucuna koyar, sabahı heyecanla beklerdi. Büyükler ise ceplerini çocuklara harçlık vermek için doldurur, bayramın neşesi herkesin yüzüne yansırdı. Bayram, evin büyüğüyle anlam kazanır, küçüğüyle şenlenirdi; adeta renkli bir panayır gibi olurdu.
Oysa şimdi bayramlarda kimsesizlik hâkim… Ne eski dostluklar var ne de o sıcacık akraba buluşmaları. Hele ki eksilenler varsa, o evin bayram sabahı daha da hüzünlüdür. Bayram sabahı kimileri için neşe dolu bir başlangıçken, kimileri için derin bir yalnızlığın aynasıdır. Kapının çalınmasını, bir gelenin olmasını beklersin; ama sessizlik çöker yüreğine…
Barış Manço’nun “Bugün bayram erken kalkın çocuklar” şarkısı da tam olarak bu duyguyu anlatır. O neşeli melodinin ardında, aslında bayram sabahı çocuklarıyla birlikte eşinin mezarını ziyaret eden bir babanın hüznü saklıdır. Bayramlar bir yandan sevinçtir, diğer yandan kaybettiklerimizi daha derinden hissettiğimiz zamanlardır… Tıpkı benim de bir bayram sabahı babamın elini değil, toprağını kokladığım gibi…
Bayram, yalnızca bir takvim günü değil; gönüllerin bir araya geldiği, kalplerin birbirine yaklaştığı özel bir zamandı. Oysa bugün, bayramlar çoğu zaman yalnızlıkla, mesafeyle ve bazen de kimseyi gerçekten dinlemeyen kalabalıklarla geçiyor. Eskiden her an, sıcak sohbetlerle ve dostane gülüşlerle doluyken, şimdi her şey daha soğuk, daha yüzeysel… Kardeşler, kuzenler birbirinden uzaklaştı. Kalp kırıklıkları ve kırılgan ilişkiler içinde bayramlar bile sadece bir rutine dönüştü.
Oysa eski bayramlarda bir araya gelmek sadece bir gelenek değil, hayatın anlamını paylaşmaktı. Hangi evde olursanız olun, bayram sabahı çalan kapı sesi, içeri giren herkesin neşesiyle birleşen kahkahalar bir başka olurdu. Şimdi ise birçok kapı çalmaz, birçok evde kimse bayramı kutlamak için bir araya gelmez. Çocuklar artık bayramlıklarını heyecanla hazırlamaz, büyükler birbirlerinin yüzüne bakmakta bile zorlanır oldu.
Ama belki de bayramları yeniden canlandırmak bizim elimizdedir. Biraz daha içten, biraz daha samimi olmak… Eskisi gibi, büyüklerin gözlerinde sevgi, küçüklerin gözlerinde umut görmek… Çocuklara sadece bayramlık değil, bayramın anlamını da anlatmak…Bayram, bir gülüş, bir dokunuş, bir hatırlama değil yalnızca, aynı zamanda bir arada olmanın değerini anlamaktır. Birbirimize duyduğumuz bu özlemi ve sevgiyi her gün paylaşalım, sadece bayramlarda değil, her an birbirimize sahip çıkarak bayramın anlamını yüreğimizde yaşatalım.
Hadi gelin, eski bayramların ruhunu yeniden yeşertelim. Yalnızca bir gün değil, tüm yıl boyunca birbirimize değer verdiğimizi hatırlayalım. Sadece bir araya gelmek değil, bir arada olmanın güzelliğini hissetmek de bayramdır. O eski bayram sabahlarında olduğu gibi, birbirimizin gözlerine sevgiyle bakıp bayramın gerçek anlamını samimiyetle paylaşalım.