Çevremdeki eş, dost ve arkadaşlar uzun süredir köşe yazısı yazmadığım için haklı eleştirilerde bulunuyorlardı. Ancak bir süredir elime kalem almamamın kendimce nedenleri vardı. Birincisi, olup biteni dışarıdan izlemek, diğeri ise yazdığım yazıları doğru zamanda gündeme getirmekti. Ve doğru zaman geldi çattı.

İnegöl’de iktidarından muhalefetine, STK’larından kamu kurum kuruluşlarına kadar beni ve dolayısıyla sizleri delirten birçok konu var. Seçim sath-ı mailine kadar herkese biraz dokunacağız. Yapılan güzel çalışmaları aktardığımızda kimsenin adamı olmayacağımız gibi, eleştirdiğimizde de kimse bizi birilerinin düşmanı olarak algılamasın.

Özellikle iktidar Partisi AK Parti ile ittifak ortağı MHP’nin İnegöl’de yaptığı doğru ve yanlışlar, muhalefet partilerinin İnegöl’de ki karneleri, İnegöl Belediyesi’nin doğru ve yanlışları öncelikli konularım arasında yer alacak.

Bugün ilk konumuz yıllardır dile getirdiğim ancak bir türlü siyasetçilerimizin dikkatini çekemediğim bir konu üzerine olacak. Bilindiği üzere İnegöl’ün coğrafi yapısının turizm açısından ne kadar değerli ve önemli olduğunu yaklaşık 15 yıldır sürekli gündeme getiriyorum.  Konuyla ilgili birçok projeyi önerdiğim gibi çözüm önerilerimi de aktarmıştım.

Ancak geçen zaman diliminde ben sanki bu yazıyı Sapanca’da yazmışımda, Sapanca’da etkisi olmuş gibi hissettim. Sapanca’da yer gök her yer bungalov yaşam evleriyle donatıldı. O bölge tam bir turizm alanına dönüştü. İnegöl’den bile yüzlerce aile bu alanlarda yer ayırtmak için mücadele veriyor.

Hem de öyle düzenli yapılan evlerde değil bunlar. Gelişi güzel her yere konuşlandırılmış evler. Kimi evinin bahçesine, kimi dağın başına dikmiş bungalovları.

Her biri geceliği 1500 TL ile 10 bin TL arasında günlük kiralanıyor. Ben bunları gördükçe inanın deliriyorum. İnegöl’ün bu konularda geri kalmasını aklım kabullenemiyor. Doğa harikası o’nlarca köyümüz var ama bir Sapanca kadar olamadık.

Şimdi birileri diyecek ki senin derdin ne arkadaş? ‘Ormanlık alanları talan mı ettireceksin’ diyenler çıkabilir. Ama bahsettiğim şey ormanlık alanların talan edilmesi değil ki? Aksine bu tür çalışmalar o alanların korunmasına yardımcı olacaktır.

Ağaç kesilsin demiyorum, ormanların içinde de yapılsın demiyorum. Dediğim şey çok açık ve net. Köylerimizi turizm alanına çevirelim. Hatta eskiden yayla olarak kullanılan ama şu an atıl vaziyette olan Alaçam, Arapoturağı, Paşa Çayırı, Kıran ve Turgutalp yaylaları bu tür çalışmalar için muazzam bölgeler. Ama eminim ki bu alanların hiçbirine siyasiler ayak bile basmamıştır.

Eğer bu bölgeler, yeniden hayvancılık noktasında canlandırılmayacaksa, turizme kazandırılması gerekir. Ve iddiam o’dur ki, bırakın ülkemizi dünyamızın en cazip turizm bölgeleri olacaktır. 

Cuma günü yeni yazımızda dozu arttıracağız. Bakalım kalemimizin ucuna kimler takılacak?